TRABZON'UN ÇEVRE SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Değerli Basın Mensupları, Saygıdeğer Çevre Dostları,   Trabzon Çevre Kültür Girişimcileri olarak, 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde, tüm siyasal partilere, duyarlı basın ve yayın organlarına, çevre dostlarına; ilimizin, bölgemizin birikmiş sorunlarını, bir kez daha duyurmak, böylece ortak çözümler üretmek istiyoruz.  Yerel seçim sürecini, çevre sorunlarımızın çözümüne yönelik bir fırsat olarak değerlendirmek istiyoruz. Umarız, dile getireceğimiz ortak kent ve çevre sorunları ve bunların çözüm önerileri, başta yerel yönetim adayları olmak üzere, ilgili kurum ve kuruluşları, harekete geçirir.  Şunu unutmamak gerekir ki, insanla uyumlu çevreyi koruma ve sürdürülebilir bir çevre duyarlığı, siyasal partilerden, sendikalardan, tüm sivil toplum örgütlerine kadar, özel ve kamusal aktörlerin ortak sorumluluğundadır. Bu bağlamda, Belediye yönetimlerinde görev almaya hazırlanan siyasal partilerin; katılımcı belediyecilik anlayışıyla hareket etmesini, her kesimden insanların katılarak oluşturacağı kent meclisinde,doğrudan demokrasi gereği, kent halkının yönetilen değil, kentin yöneten sahipleri durumuna getirilmesi için çaba göstermelerini bekliyoruz. Bu çabalar içinde, kentimizin acil çevre sorunları, özel bir önem taşımaktadır.  Kentimizin acil çevre sorunlarını şöyle sıralayabiliriz:  ***SU SORUNU   Kentimizi yakın gelecekte bekleyen en önemli sorun, su sorunudur. Su havzalarının sorumsuzca kirletilmesi, ihmal, olanaksızlık ve ufuksuzlukla birleşince, güzel kentimiz, böylesine yaşamsal bir sorunla karşı karşıya kalmıştır. Değirmendere Havzası, her türlü kirleticinin işgali ve tehdidi altındadır.Maçka ilçesinin ve ona bağlı yerleşim birimlerinin kanalizasyonu, halen Değirmendere’ye verilmektedir. İlgili kurumların, yerel yönetimlerin, kendi aralarında uzlaşma sağlayarak, bu sorunu ivedilikle çözmeleri gerekmektedir. Kente temiz su sağlayacak umuduyla beklenen ama bir türlü bitirilemeyen Atasu Barajı’nın bitirilmesi, kent halkının, yeni seçilecek yönetimlerden acil beklentisidir. Halkın temiz su beklentisi karşılanmadan, Atasu Barajı üzerinde HES Projesi yapmak, akılcı bir tutum değildir.Çünkü HES'ler kuruldukları yerlerin suyunu kurutmaktadır.Bu konuda siyasal partilerin yerel temsilcilerinin anlaşılır, somut projeler üretmesini ve bunları nasıl hayata geçireceklerini anlatmalarını bekliyoruz. Şehre temiz su gelse bile, şehrin eski su borularının ve eski su şebekesinin mutlaka yeni baştan değiştirilmesi gerekmektedir. Evlerimizde muslukları astçığımızda ilkin paslı su akmaktadır. Yerel yönetimlere aday siyasal partilerin, bu sorunların çözümüne yönelik düşünce ve projelerini görmek, öğrenmek istiyoruz. Yerel Medya ve TV yayınlarında, siyasal partilerin bu konulardaki görüşlerini açıklamalarını bekliyoruz.  ***HİDRO ELEKTRİK SANTRALLER (HES) PROJELERİ VE SONUÇLARI   Uzun bir süreden beri, özellikle bölgemiz üzerinde planlanmaya çalışılan ve adına Hidroelektrik Santralleri projesi denilen bir paylaşım çalışması ile derelerimizden akan suların kullanım hakkı, bazı çokuluslu firmalar ile bunların bağlantısındaki çeşitli firma ve kuruluşlara verilmektedir.  Bu çalışmalar ile sadece sularımız değil, doğal yaşam alanları da yağmalanmakta ve olumsuz çevresel etkilerle geri dönüşümü olmayan adımlar atılmak istenmektedir. Hidroelektrik Santralleri ile sularımızın kullanım hakkı bu çokuluslu şirketlere verilmektedir. Sularımız, hiçbir zaman boşa akmamış ve akmamaktadır. Bu bölgenin ve ülkemizin sahip olduğu bu doğal zenginlik ve potansiyel, boşa aktığı zannedilen bu suların eseridir. Evet, HES’ler sularımızı yutmaktadır! HES’ler için söz konusu olan ‘cansuyu’ terimi bunun en açık göstergesidir. HES’ler bölgemize zenginlik kazandırmıyor, aksine bölgemizin zenginliğini yok ediyor! HES’lerde yüzlerce kişi değil, birkaç kişi çalışmakta ve söz konusu şirketlere, akla hayale sığmayacak oranlarda rant sağlamaktadır.  Bu çalışmalar ile sadece sularımız değil, doğal yaşam alanları da yağmalanmakta ve olumsuz çevresel etkilerle geri dönüşümü olmayan adımlar atılmaktadır. Trabzon Çevre Kültür Girişimcileri olarak, bu gerçeklerden hareketle, UZUNGÖL , Atasu Barajı ve bölgemizdeki pek çok dere üzerinde kurulan HES’lere karşı, pek çok kez, demokratik yollardan tepkilerimizi dile getirdik.Bu konuda halkımızı aydınlatmaya,ilgilileri uyarmaya devam edeceğiz. HES’lerin, Bölgemizin  geleceğini karartmasına izin vermeyeceğiz.
  ***HAVA KİRLİLİĞİ Trabzon’un en önemli sorunlarından biridir. Kış aylarında kent içinde nefes almak, yaşam adına değil, nerdeyse ölüm adına gerçekleşmektedir. Trabzon’da katı yakıtlardan kurtulmak, hava kirliliğinden kurtulmanın diğer adıdır. Yakacak olarak kullanılan çeşitli kömürlerden çıkan arsenik, kükürtdioksit, azotoksit gibi gazlar;  yanık yağ, lastik ve plastik gibi yakıtlardan çıkan dumanlar, motorlu araçların çıkardıkları gazlar, kara bulutlar halinde kentin üstünü kaplamakta, bir süre sonra da atmosfere yükselmekte, böylece küresel ısınmaya, azımsanmayacak bir katkı yapmaktadırlar.Genellikle yoksul yurttaşların ısınmak için kullandığı yanık yağ, lastik ve plastik gibi maddelerin yarattığı kirlilik ilk başta evde, daha sonra yaşanılan mahalle ve son olarak tüm kentte sağlık riski yaratmaktadır. Isınayım derken insanlarımız, sağlıktan oluyor.   Tüm bu nedenlerle, kentimizin bütün yerleşim birimlerinde, bir an önce, doğal gaz şebekesinin teknik alt yapısının kurulması ve işler hale getirilmesi, yaşamsal önem taşımaktadır. Bu işi savsaklamaya, uzatmaları oynamaya, halkın sağlığını tehdit altında tutmaya, hiç kimsenin hakkı yoktur.   Binalarda doğal gaz yanında, yenilenebilir enerji kaynaklarından, güneş enerjisinin değerlendirildiği güneş panellerinden yeterince yararlanılmalıdır. Bu bağlamda eski ve yeni yapılarda, alternatif enerji kaynaklarının kullanımı, belediyelerce özendirilmelidir. Yeni apartmanlara kullanım ruhsatı verilirken, özellikle güneş panellerinin eksik olmamasına dikkat edilmelidir.İklim dostu kentler yaratmak, Blediyelerin temel görevi olmalıdır.Kyoto Protokolünü imzalayan Türkiye'nin yerel yönetimleri, hava kirliliğini azaltıcı çalışmlar yürütmek, personelini bu doğrultuda eğitmek durumundadır.  ***ULAŞIM VE TRAFİK: Trabzon’da kent içi ulaşım, tam bir eziyete dönüşmüş durumda. Kent içi ulaşımın düzene girebilmesi için,bir yandan ulaşım alt yapısı hazırlanmalı, bir yandan da toplu ulaşıma geçilmelidir. Bu ihtiyaç nedeniyle Akçaabat-Yomra arasında hafif raylı sistem devreye sokulmalıdır. Gelinen aşamada, kent içindeki minibüs taşımacılığı çözüm olmaktan çıkmıştır. Trafik yoğunluğu, caddelere sığmıyor. Yaya kaldırımları işgal altındadır. Tanjant Yolu, trafiği kısmen rahatlatsa bile, uzun vadede yeni yollara gereksinim olacaktır. Bu bağlamda Güney Çevre Yolu projesi süratle uygulamaya konulmalıdır. Tüm bu kara taşımacılığı yanında,  raylı sistem ve deniz taşımacılığı da mutlaka devreye sokulmalıdır. Kıyı şeridi boyunca deniz otobüsleri, ulaşım sorununu büyük ölçüde azaltabilir. ***ÇÖP VE KATI  ATIKLAR SORUNU Trabzon’un çöp ve katı atıklar sorunu kısmen çözülmüş gibi gözükse de bu konuda yapılması gereken daha pek çok iş vardır. Moloz çöplüğünden kurtulduk. Ancak,kent içinde açık çöp sahalarına bırakılan çöpler,görüntü kirliliği yanında gerçek bir kirliliğe yol açmakta, halkın sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.Çöp bırakma noktalarında dağılan çöpler,çok kötü bir görüntü vermektedir.Kent içi adeta çöplüğe dönmektedir. Gerekli çalışmalar yapılarak, kent içinde yeniden konteynır uygulamasına geçilmesi, zorunluluk arz etmektedir. Ancak, kentin her semtinde, katı atıkların ayrıştırılarak geri dönüşümü mutlaka gerçekleştirilmelidir. Bu konuda yapılan uygulama, Trabzon geneline yaygınlaştırılmalıdır. Belediye bünyesinde, katı atılar sorununu n çözümüne yönelik bir KATI ATIKLAR YÖNETİM BİRİMİ oluşturulmalıdır. Toplu yaşam, halk sağlığı ve temizlik kültürü konusunda BELEDİYE, basın yayın kuruluşları, çevre örgütleri, sürekli biçimde halkı aydınlatmalıdırlar. Temizlik ve düzen konusunda uygulamada görülen yetkin örnekler öne çıkarılmalı, katı atıkların geri dönüşümü özendirilmelidir. ***DENİZ KİRLİLİĞİ VE KANALİZASYON SORUNU  Karadeniz’e boşaltılan çeşitli atıklar, insanların ve deniz canlılarının sağlığını tehdit etmeye devam ediyor.  Kent bazında bir milyon civarında kişinin oluşturduğu atıklar, gelişigüzel kanalizasyonlarla denize akıtılmaktadır. Modern deşarj sistemleri ne yazık ki, uygulamada yoktur. Birçok yerde menfezler, borular tıkalı, birçok yerde lağımlar açıkta denize akıyor. Bu da hastalıklara davetiye çıkartıyor. Kıyıların temizliği, belediyeler tarafından mutlaka ele alınmalı, bu konuda gerekli teknik çalışmalar yapılmalıdır. Belediye bünyesinde DENİZİ VE KIYILARI KORUMA BİRİMİ oluşturulmalı ve bu birime işlerlik kazandırılmalıdır. Biyolojik ve kimyasal arıtma sistemleri yanında, derin deşarj sistemleri devreye sokulmalıdır. ***YEŞİL ALANLAR, PARKLAR SORUNU Trabzon bir Doğu Karadeniz kenti olmasına karşın; kişi başına düşen yeşil alan 2 metrekaredir. Bu, en asgari seviyededir. Trabzon yeşil alan yoksulu bir kenttir.  Kentin havasını temizleyecek, gürültüsünü emecek, kentte yaşayanların dinlenme ve temiz hava ihtiyacını karşılayacak, yeşil dokuyu kişi başına 20 metre kareye çıkaracak, yeni yeşil alanlar ve parklar oluşturma projesi, hızla devreye sokulmalı, kentimiz beton yığını görüntüsünden mutlaka kurtarılmalı; Trabzon, mavi ile yeşilin kucaklaştığı bir kent olmalıdır. Bu amaçla şu projeler öncelikle ele alınmalıdır. *Trabzon sahil şeridi, Beşirli’den Ganita’ya kadar, bütünlük içinde değerlendirilerek, tamamıyla yeşil alanlarla, park ve bahçelerle donatılarak, kent halkının hizmetine sunulmalıdır. Sahil boyunca, kent estetiğini bozan, kanunsuz biçimde kıyıları işgal eden yapılaşmalar ortadan kaldırılmalı, sahiller bütünüyle kamu yararına ve halkın kullanımına açılmalıdır. *Yok edilen 100.Yıl Parkı, yeniden planlanarak, halkın yeşil alan ve dinlenme ihtiyacını karşılayacak biçimde düzenlenmelidir. *Kentin ve çevrenin ağaçlandırma projesi yapılmalı, uygun yerlere bol miktarda ağaç dikilmeli, sahil yolu boyunca, ağaçlandırma çalışmaları yoğunlaştırılmalıdır. *Kent içinde, mahalle aralarında çocuklar ve gençler için, uygun yerlere çocuk bahçeleri, oyun ve spor alanları yapılmalı; var olanlar, koruma altına alınmalıdır. Bütün sosyal donatılar, semt ve mahalleler bazında yaygınlaştırılmalı, belediyeler bu konuda gereken onarımı ihmal etmemelidirler. Yapılan hizmetler, göstermelik olmaktan çıkarılmalı, çocuk parkları, ihtiyacı karşılayacak biçimde yeniden organize edilmelidir.  ***İMAR SORUNU VE BETONLAŞMA  Plansız yapılaşma ve betonlaşma, Trabzon kentinin temel sorunudur. Trabzon tarihini utandıracak, yaşayanları usandıracak derecede imar ihlallerinin yaşandığı bir kent olmuştur. Pek çok yerde tarihsel doku tahrip edilmiş ve yağmalanmıştır. Bu yıkım ve yağmanın önüne geçilmesi için, gerekli yasal önlemler, hızla devreye sokulmalıdır. Yüksek yapı uygulamasıyla kentin yağmalanmasına, kent estetiğinin bozulmasına, izin verilmemeli; şimdiye kadar bir şekilde himaye görmüş imar tecavüzlerine son verilmelidir. Kanunsuz yapılaşmalar ortadan kaldırılmalıdır.  Kentin rüzgâr alması, her eve ışığın ve güneşin girmesi için Trabzon, büyük şehir olasılığı da düşünülerek, yeniden planlanmalı ve öncelik gerektiren yerlerden işe başlanmalıdır. Kent imar planları, ekolojik ilkeleri gözetecek biçimde yeniden ele alınmalıdır. Kent planlaması, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi doğa ve insanla uyumlu bir nitelik taşımalıdır.Kentin makro planı hazırlanmalı. Makro kent planının maketi yapılarak,halkın göreceği bir yerde bulundurulmalıdır.  Kentimizde var olan doğal ve kültürel değerlerle ilgili yasal mevzuata ve kurul kararlarına göre davranılmalı, kesinleşerek onanmış, koruyucu imar planlarına aynen uyulmalı, plan değişikliklerine izin verilmemelidir.  ***BAZ İSTASYONLARI VE ZARARLARI Baz istasyonlarının yaydığı mikrodalgalar, insan vücuduna çeşitli zararlar vermektedir.Vücudumuzdaki manyetik alanlar, doğal çevremizdeki yerkürenin manyetik alanı ile uyum içerisindedir. Baz istasyonlarının çevresinde elektromanyetik alan oluşmaktadır ve oluşan bu elektromanyetik alanın insan vücudundaki ve doğal çevredeki elektromanyetik alandan fazla olması sebebiyle mevcut uyum bozulur. Bu da, elektromanyetik kirlilikadı verilen bir tür çevre kirliliğine neden olur. Baz istasyonlarının sağlığa zararları:

  • Baz istasyonları tarafından da yayınlanabilen mikrodalgaların dokulara iki temel etkisi bulunmaktadır:
  • Mikrodalga dokuları ısıtır. (termal etki)
  • Mikrodalga hücrelerin kimyasını bozar (termal olmayan ya da kimyasal etki)
  • Mikrodalgaların özellikle ikinci etkisi, yani hücrelerin kimyasını bozarak oluşturduğu etki, insan sağlığı açısından önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalarda hücrelerin -kimyasal etkiye maruz kalması ile şu sonuçların meydana gelebileceği saptanmıştır:
  • Hücrelerde büyük moleküllerin (proteinler vb.) deforme oluşu.
  • Hücre zarlarının birbirine yapışması.
  • Hücre zarlarında delikler açılması (elektro-porasyon)
  • Ca-ATPaz ve Na-K-ATPaz enzimlerinin bozulması sonucu hücre dışına Ca”, Na’ ve K’ kaçışı.
  • Sinir zarlarının bozuluşu: Sinir zarlarının bozulması ile REM uykusu adı verilen rüya görmenin azalışı, EEG değişimleri, uykusuzluk, sinirlilik, unutkanlık, depresyon, baş ağrısı, baş dönmesi, Alzheimer, Parkinson, Multipl Skleroz gibi dejeneratif beyin hastalıkları meydana gelir.
  • Hücre enzimlerinde bozulmalar…
  • DNA tahribi.
Mikrodalgaların kanser yapıcı etkisi

Mikrodalgaların kanser ile ilişkisi üç şekilde mümkündür: Mikrodalganın kendisinin kanseri oluşturması, kanser yapıcı maddelerin hücreye girişini kolaylaştırması veya mevcut kanserli ortamın yaygınlaşmasını hızlandırması.
Mikrodalga, DNA’yı onararak kanseri engelleyen melatonini azaltmakta ve dolayısıyla tümörü, lenfom (lenf bezi kanseri), ben kanseri, erbezi tümörü, çocukluk kanserleri meydana gelmektedir.
Baz İstasyonlarının Yaydığı Mikrodalgaların  Zararları: Mikrodalgaların göze zararları:Tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalarda, mikrodalgalar nedeniyle göz merceğinin bulanması (perde veya katarakt), göz saydam tabakasının (kornea) bulanması, renkli tabaka (iris) iltihabı, göz dibi (retina) harabiyeti meydana geldiği tespit edilmiştir. Mikrodalgaların kulağa zararları:20 mJ/cm³’ten daha düşük dozda darbeli mikrodalga enerjileri bile kulak çınlamasına ve işitme kaybına yol açmaktadır.
  Mikrodalgaların cinsel yaşama etkileri:Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda erbezlerindeki hücrelerin ölmesi sonucu kısırlık, mutant yavruların doğması, dölütün dölyatağında ölmesi, adet bozuklukları, östrojen artışı nedeniyle gebeliğin tehlikeye girmesi, düşüklerin artması tespit edilmiştir. Mikrodalgaya maruz kalan fizik tedavi teknisyenlerinde yukarıdaki rahatsızlıklar tespit edilmiştir.
Mikrodalgaların bağışıklık sistemine zararları: Mikrodalgaların vücuttaki T8 lenfositlerini ve doğal öldürücü (natürel killer) lenfositlerini azalttığı, antikorları azalttığı ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin çöktüğü artık tıbbi bir gerçekliktir.
Mikrodalgaların kana zararları:Mikrodalgalar kan hücrelerini (alyuvar, akyuvar, pıhtı oluşturucu pulcuklar) azaltır, kanın kimyasını bozar, beyin ve kan için çok önem taşıyan bir enzim olan asetilkolin esterazı azaltır. Bu enzimin azalması ölüme yola açar.
Kronik düşük doz mikrodalgaların kanser yaptığına ilişkin birçok yayın vardır.
Baz istasyonlarına bağlı kanserler:İstasyona yakın birçok meskende yıllar sonra birden patlak verecek, adeta o bölgede bir kanser salgını olacaktır. Çevre etkenlerine bağlı kanserler hemen değil, yıllar sonra başlar. Sigara ve alkol, yıllarca içildikten sonra kanser yapmaktadır. Asbestin ( amyant ) akciğer, akciğer zarı ve periton kanseri yaptığı çok geç, ancak 1970' de anlaşıldı; tüm önlemler, o tarihten itibaren alındıysa da, asbestin neden olduğu kanserler 2020' ye kadar devam edecektir. Örneğin, Japonya' da atom bombası atılışından 7–10 yıl sonra kanserler artmaya başlamıştır. Ulaştırma Bakanlığı, meskun mahallere ve özellikle de okul, hastane gibi kurumlara baz istasyonu kurulmasına izin vermemiştir.
Yapılan ölçümler sonucunda, baz istasyonunun limit değerleri aşmadığı tespit edilmiş olsa bile, bu çok sağlam bir bilgi olmayacaktır. Şöyle ki; yanlış yer seçimi ve hatalı yerleşim ile verilen limit değerlerin aşılması söz konusudur. Baz istasyonu anteninin ana huzmesinin ne yöne baktığı ve yansımalar durumu oldukça değiştirebilmektedir. Tek yönlü yayınlarda mikrodalgalar, dar bir huzme(ışın demeti)  şeklinde gönderilir, hüzme daraldıkça güç artar, dar ışın demeti, çevredeki yakın binalardan ya da balkonlardan yansıdığında ve telefon görüşmeleri çoğaldıkça, bu değer artacaktır.
Tüm bu açıklamalarımız sonucunda, mevcut yönetmeliğin insan sağlığını koruyucu hükümler getirmediği rahatlıkla söylenebilir. Sonuç olarak, baz istasyonlarının, insan yerleşiminin olmadığı mekanlara kurulması yönünde yasal düzenleme yapılmalı ve insan yaşamının söz konusu olduğu yerlere baz istasyonu kurulması yasaklanmalıdır. Ne yazık ki bazı belediyeler ve rant amaçlı bazı kişiler, halk sağlığını dikkate almadan baz istasyonlarına,  izin vermekte ya da göz yummaktadırlar. Danıştay 10.Dairesi, yargı kararlarına aykırı baz istasyonlarının kuruluş genelgesini durdurmuştur. Bu da şunu gösteriyor ki, kanserojen etkisi açıkça belli olan baz istasyonlarının, belediyeler tarafından mutlaka denetlenmesi gerekmektedir. Yerel yönetimler, her şeyden önce, halkın sağlığını gözetmek durumundadırlar. Trabzon kenti içinde şu anda faaliyet gösteren baz istasyonlarının bulundukları noktaları halka duyurmak; onların kent dışına çıkarılması için, konuyla ilgili belediyeler şimdiden harekete geçmelidirler.  ***KIYILARIMIZ Kıyılar, hepimizindir. Kıyılarımızın kamu yararına kullanılması, ilimiz açısından yaşamsal önemdedir. Kıyıların birtakım kişilere rant sağlama aracı haline getirilmesine hepimiz karşı çıkmalıyız. Yasaları hiçe sayan,  kıyı yağmacılığı,  büyük bir aç gözlülükle halkın ortak kullanım alanlarını işgal etmeye devam etmektedirler.  Yetkili ve etkili çevreler, ne yazık ki, birtakım çıkarlar karşılığı, kıyı yağmacılığına göz yummaktadırlar. Denizin ve kıyılarımızın kamu malı olduğu unutulmamalı. Yetkiler, çeşitli bahane ve gerekçelerle kıyıların doldurularak, buralardan toprak kazanılması girişimlerine göz yummamalıdırlar. Kıyı yasasına ve yönetmeliklere aykırı yağma ve yapılaşmalara izin verilmemelidir.  ***KÜLTÜR-SANAT ETKİNLİKLERİ Şunu asla unutmamak gerekir: Trabzon bir tarih, kültür, sanat, eğitim, spor, doğa ve deniz kentidir. Kentimizin bu özgün niteliğine yaraşır etkinlikler düzenlemek, en başta kentteki eğitim kurumlarının, kültür-sanat ve çevre örgütlerinin, belediyelerin; kısaca,  tüm Trabzon sevdalılarının ortak amacı olmalıdır. Yukarıda belirttiğimiz kurumlar ve örgütler, kentimizin tarihsel dokusuna, kültürel mirasına uygun çalışmalar yapmak, insanlarımız arasında sanatsal estetiğin değiştirici, dönüştürücü, yakınlaştırıcı gücünü yaygınlaştırmak görev ve sorumluluğuyla karşı karşıyadırlar. Trabzon’un tarihsel, kültürel ve doğal değerleri yok edilerek, bunların yerine dikilen oteller, iş merkezleri, beton yığınları, hem kentimizin estetiğini bozmakta hem de tarihsel ve doğal dokusunu yok etmektedir. Ne yazık ki, tarih ve kültür değerlerimiz, ranta feda edilmektedir. Kentimizde doğal ve tarihi dokunun korunmasını amaçlayan mevcut SİT ALANLARI’ na yönelik zedeleyici müdahalelerde bulunulmamalı; bu değerler korunarak, gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Kent halkının toplumsal ihtiyaçlarını ve hizmetlerini karşılamakla görevli belediyeler, kültür ve sanat etkinliklerine özel bir önem vermelidir. Belediyeler, kentin yalnızca temizlik, su, aydınlatma gibi hizmetlerini karşılamakla kalmaz, o kentin çeşitli kültür- sanat gereksinimlerini de karşılar. Belediyeler, amatör ya da profesyonel tüm sanat etkinliklerini desteklemek ve özendirmek durumundadır. Bu bağlamda belediyeler, kent içindeki tüm sanat topluluklarını ayrımsız desteklemeli, olanaklar ölçüsünde mekân, araç, gereç ihtiyaçlarını karşılamalıdırlar. Belediyeler, sanatsal eğitim ve estetiğin, toplumu eğitici, ileriye doğru değiştirici, geliştirici gücünden yeterince yararlanmalıdırlar. Trabzon Belediyesi; tarihsel, kültürel, sanatsal, doğal zenginliklerle dolu kentimizin, çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerlemesi için, insanlarımıza güzel sanatları sevdirmek ve onları bu alanlarda yükseltmek görevini asla unutmamalıdır. Özel olarak vurgulamak gerekirse Trabzon Belediyesi, belirlenecek bir takvime göre, kentimize özgü “tiyatro, müzik, opera, bale, resim, edebiyat, şiir, folklor, sinema günleri, kültür-sanat festivalleri…” düzenleyerek; kentimizi, tarihsel mirasına uygun bir “kültür ve sanat kenti” haline getirmelidir. Bunların yanında, Trabzon’un tarihsel dokusunu, kültür-sanat ve doğa varlıklarını koruyup geliştirerek, halkın hizmetine sunmak, yine Trabzon Belediyesinin vazgeçilmez görevleri arasındadır. Biz Trabzon Çevre Kültür Girişimcileri olarak, şimdiye dek, kentimizde çeşitli paneller, seminerler, açık oturumlar, basın toplantıları düzenleyerek;halkımızı, basınımızı bilgilendirdik. Bilgilendirmekle kalmadık, somut çözüm önerileri de sunduk. Önerilerimiz ve yapıcı girişimlerimiz, ilgililer tarafından yeterli ölçüde dikkate alınsaydı, şimdiye dek pek çok çevre sorunumuz, daha pratik biçimde çözülebilirdi. Umuyoruz, bundan sonra, görüş, öneri ve çözümlerimiz, ilgililerce dikkate alınır ve yapılır.

Bu düşüncelerle, çevre dostlarına, sanatsever insanlarımıza ve tüm halkımıza saygılar sunarız.
            TRABZON ÇEVRE KÜLTÜR GİRİŞİMCİLERİ                       www.trabzoncevre.blogcu.com                        trabzoncevre@hotmail.com 

Yorum Yaz